Hukuk eğitimi nasıl olmalı?

geri dön

“Refahın ve zenginliğin temeli Hukuktur”
Çiçero

     Hızla gelişen bilim ve teknolojiye ayak uyduramayan ülkeler kıt kanaat yaşamak zorunda kalmaktadırlar. Örf ve adete bağlı olarak yaşamayı tercih eden toplumlar ileri toplumların geliştirdiği, yaşamı kolaylaştıran yeni teknolojileri kolayca benimseyememektedirler. Bunun en belirgin örneğini global dünya haritasına uzaktan baktığımızda hemen görebiliriz. Bin yıl kadar süren ortaçağ karanlığından sonra, Rönesans, Reform ve Aydınlanma dönemlerinden geçen Avrupa Sanayide devrim yaparak zenginliğini kökleştirmişti.

     Geleneksel örf ve adetlerini Avrupa’da bırakarak Amerika’ya göç edenlerin çocukları çok geçmeden dünya hakimiyeti kurmaya başladılar. 20. yüz yılda yeryüzünde insan hayatını kolaylaştıran ve yücelten 85 önemli buluşun tamamı Amerika’da bulunmuş veya geliştirilmiştir. Sinema televizyon, uçak, otomobil, Laser, Telefon, Televizyon, Bilgisayar gibi buluşlar bütün dünyadaki insanların yaşamını etkilemektedir.

     Avrupa ve Amerikanın karşısında, kalkınma için birleşerek bir birlik oluşturan 56 İslam ülkesi, dini determinizmi yaşam biçimi olarak kabullendikleri için, beklenilen gelişmeyi elde edememekte ve kalkınmakta olan ülke statüsünden kurtulamamaktadırlar. İnsani gelişmişlik yönünden karşılaştırdığımız, AB, ABD ve İKÖ (İslam kalkınma örgütü) Üretim, ekonomi ve Ticaret hacimlerini karşılaştırmalı olarak bir arada gösteren cetvelimiz aşağıda sunulmuştur.

     Yaşam kurallarının değişmez ve onların ezeli ve ebedi olduğuna inanan 1.2 milyar nüfusa sahip olan İslam ülkeleri, yeryüzünde üretilen petrolün yüzde yetmişine sahip oldukları halde, bir yılda ürettikleri mal hizmetlerin değeri, Almanya kadar olamıyor. Fransa, İngiltere ve İtalya da tek başlarına, İslam ülkelerinin toplam üretiminden daha fazlasını üretmektedirler.

     ABD, AB ve İKÖ ülkelerinin oluşturduğu grupların zenginlikleri, toplumsal yaşamda “Örf ve Adetlere” bağımlılık derecesi ile bir paralellik göstermektedir. Örf ve adetlere bağımlılık azaldıkça, toplumun gelirinin yükseldiğini gözlüyoruz.

     Türkiye, Cumhuriyetle birlikte alışkanlıklarını bir tarafa bırakarak, çağdaşlaşmaya başladığı (1925-1950) yılları arasında büyük toplumsal ve kültürel gelişmeler elde etmiş, Osmanlıdan kalan borçları da ödemişti.

     Bu tarihsel ve karşılaştırmalı açıklamalardan sonra; Hukuk Eğitiminin Nasıl Olmalı, sorusunu cevaplandırmaya çalışabiliriz.

Hukuk Eğitimi örf ve adetlere bağımlı olmamalıdır,

*Mal cimride, Silah korkaklarda, Karar da zayıflarda olursa düzen bozuktur. Hz. Ebubekir