Dönüşümü Bizler Yapmalıyız

geri dön

 “Dönüşen Türkiye Forumu”nu ilgi ile izliyorum.

Eminim ki, benim gibi bir çok okuyucu Türkiye’nin kalkınması ve dönüşümü ile ilgili sorular sormaya başlamıştır.

Ülkenin batı ile doğu arasındaki coğrafi konumundan dolayı tarih boyunca çeşitli düşünce akımlarına maruz kalmıştı.

1923 devrimi ile çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmayı hedefleyen Türkiye ilk 25 yılda tarihte misli görülmemiş bir dönüşüme uğradı kılık kıyafetle başlayan dönüşüm, hayatın her yönünü etkileyerek harf inkılabı ve takvimlerin değişmesi ile devam etti.

Eğitim, sosyal yaşam ve hukuk alanlarında yapılan “dönüşümler” ile yeni bir Türkiye meydana geldi.

Medreseler okullara, Darülfünunlar üniversiteye dönüştü.  Cumhuriyet’in onuncu yılına gelindiğinde, “çıktık acıkanlınla” “Dağ başını duman almış” diye marşlar söyleyerek, Anayurdu demir ağlarla ördük.  Yurdun her yerinde iplik ve bez fabrikaları kurduk.

Her alanda Türkiye bu yeniliğin ve dönüşümün içindeyken Avrupa savaşlarla yakılıp yıkılıyor, milyonlarca insan can veriyordu.

Bu dönüşümlere ve çevremizdeki acımasız savaşa karşı, ülkemizde enflasyon %6’yı aşmamıştı.  Komşularımızdan açlıktan ölenlere de, gıda yardımı yapıyorduk.

Çünkü, ülkede eğitim seferberliği başlamıştı.  Okur yazarlık ve ileri eğitim büyük bir dönüşümün içindeyiydi.  Dönüşümü yapacak kadrolar yetiştiriyor, çağı yakalamaya çalışıyorduk.

Halk, Yöneticileri örnek alıyor, onların gösterdiği hedefe koşuyordu.

Vatandaşların dini ihtiyaçlarına cevap vermek üzere 1925 de açılan 26 İmam Hatip okulu 1931 yeterli öğrenci bulunmadığı için kapatıldı.  İlahiyat Fakültesinin öğrenci sayısı 1936 da 40 a düşünce, bu da kendiliğinden kapandı.

Bütün Türkiye Ahireti bırakıp bugünü yaşadığımız dünyayı öğrenmeye, anlamaya yorumlamaya ve “değiştirmeye” girişti.

1950’den sonra başlayan siyasi çekişmeler yüzünden artık özlenen “dönüşümü” göremez olduk.

SIKINTILARIMIZIN KAYNAĞI : EĞITIMIN YETERSIZLIĞI.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında okuryazarlık bile meslek sayılabiliyordu.  İlkokul mezunları çağın getirdiği araç gereci kullanabiliyor, iş kuruyor ve bir işe yarayabiliyordu.

Bugün için, bir Lise mezunu bile, çağı anlayıp yorumlamaya uluslararası ilişkiler de başarılı olmaya yetmiyor.  Gerçek tüccar, halkın emek ve hünerinden oluşan, ülkenin “Suni değerlerini” ihraç ederek ülkenin “doğal servetini” koruyandır.  Bu beceriyi ancak iyi eğitim görmüş yetişkin vatandaşlar yapar.  Bilgisayardan, fabrikadan, yoldan köprüden önce, eğitim sistemimizle “dönüşüm”  başlatmalıyız.

Bugünkü eğitim nicelik ve nitelik bakımından ülke kalkınmasına cevap verecek durumda değildir.  (Bakınız:  “Eğitim Düşünceleri Dünyada ve Türkiye de Yüksek Öğretim”, Ana Yayıncılık 1997, İstanbul)

“İngiltere, Amerika ve Japonya’da yükseköğretim, paralıdır.  Çin’de mevcut 3000 üniversiteden 621 paralı sisteme geçmiştir.  2000 yılına kadar hepsi paralı olacak şekilde program yapılıyor”.  Burs sisteminin işlemekte olması doğaldır.

Doğal olmayan şey bizde, Türkiye’de.  Artan talebe cevap verecek paramız olmadığı halde, yükseköğretimi paralı yapamıyoruz.

Yasalarımız: “YÜKSEK ÖĞRETİM PARALIDIR” dediği halde, siyasetçilerimizin çekişmesi yüzünden, yasaları uygulanamıyor.

BU BÜTÇE ILE ÇAĞDAŞ EĞITIM VEREMEYIZ

Türkiye’nin 1997 bütçesinden Eğitim için ayrılan para (4) dört milyar dolardan ibaret nüfusu bizim kadar olan İtalya, Fransa, İngiltere ve Almanya’nın eğitim bütçeleri 50-60 milyon dolarları aşıyor.  (Bizim devletin bütçesinden fazla)

Kişi başına eğitim harcamalarımız Avrupa ile kıyaslanmaz durumda.  Komşularımız arasında da  eğitim için en az parayı biz ayırıyoruz.

“BEDAVA SİRKE BALDAN TATLIDIR”

Dönüşüm” yapacak kadroları yetiştirmek üzere, iyi eğitim verecek kurumları oluşturabilmek için, yüksek öğretimde kanunlarımızın ön gördüğü paralı dönemi başlatmalıyız.  Devletim bütün yükseköğrenim kurumları paralı olmalı.

Bedava sirke baldan tatlıdır” diyerek, KENDIMIZI ALDATMAKTAN VAZGEÇMELIYIZ.

SON SÖZ

25 OECD ülkesi arasında en fakir olan ülkemiz, 51 İslam ülkesi arasında en zengin ve ileri durumdadır.  İyiye doğru “dönüşümü” sürüyor.

 

LATİF MUTLU
Bilgi Üniversitesi Kurucusu