E.Parlamento

geri dön

KALKINMAKTA OLAN ÜLKELERDE TEMSİLİ PARLAMENTER SİSTEM BEKLENİLDİĞİ KADAR VERİMLİ OLAMAMAKTADIR.

TEMSİLİ DEMOKRASİDE
TOPLUMDA SAYICA ÇOĞUNLUĞU OLUŞTURAN, SIRADAN VE ZAYIF BİREYLERİN, AYDIN VE YARATICI BİREYLER ÜZERİNDE
TAHAKKÜM KURMALARINA YOL AÇIYOR

Birinci ve ikinci Meşrutiyet dönemlerinde milletvekili adaylığı padişahın seçimi ve onayına bağlı idi. Cumhuriyet döneminde padişah yerine, milletvekili adaylarını parti başkanları tayin etmektedir.

Milletvekilleri kendisini aday gösteren parti başkanına medyun kalmakta ve sonraki seçimde yeniden aday gösterilmeme endişesi ile pasif davranmakta ve fikrini açıkça ortaya koyamamaktadırlar.

Parti başkanları milletvekili adaylarını saptarken, pürüz çıkarmayacak, söz dinleyecek uysal kişileri tercih ettiklerinden, parlamentoya aydın güçlü ve yaratıcı kimseler girememektedir.

Milletvekilliği aday adaylığının kabulü için, partiye ancak zengin sayılabilecek kimselerin ödeyebileceği bir parayı ödemeleri gerektiğinden
zengin olmayanlar aday olamıyor.

SANAYİ DEVRİMİNİ YAPAMAMIŞ VE EKONOMİK GELİŞMESİNİ SAĞLAYAMAMIŞ OLAN ÜLKEMİZDE 1950 DEN SONRA HALKIN TARCİHİ; TUTUCU VE GERİCİ VEYA ZAYIF PARTİLERDEN YANA OLMUŞTUR. İLERİCİ VE AYDINLAR PARLAMANETOYA GİREMEDİ.
.
ABD kongre binasında dünyada kanun koyucu olarak bilinen Hamurabi, Musa, Napolyon gibi onbir ünlü tarihi sima arasında, Kanuni Sultan Süleyman’ın portresi de yer almaktadır. Yaptırdığı kanuni düzenlemelerle adını yüzyıllar boyu dünyaya duyuran, Kanuni Sultan Süleyman’ı saygı ile anıyoruz. Ondan sonra, Türkiye’de özgün yasa çıkarılmadı.

Mutlakıyet döneminde padişahın şeriata aykırı olmamak ve bu alanın dışında olmak kaydı ile, kamu hukuku alanında, kanun koyma yetkisi vardı. Özel hukuk alanında kanun koyma veya değiştirme yetkisi yoktu. Şahıslar arasındaki hak ve mükellefiyetler için, yüz yıllar önce konmuş İslami kurallar uygulanıyordu.
Bu nedenle, toplum ve yönetim, yeni yasa arayışlarında olmadı. Değişen yaşam koşulları karşısında toplumda oluşan bunalımların çözümleri eskiye dönmekte arandı. Kimse yeni arayışlar içinde bulunmadı.

17. yüzyıldan başlayarak 18. yüzyıl boyunca Avrupa’da meydana gelen gelişmeleri fark edemedik. Ancak 19. yüz yılda Tanzimat hareketleri ile başlayan Avrupalılaşma akımları sırasında, onlar gibi olmak ve iyi yaşamak amacıyla ve kısmen de Avrupalıların isteği ile batının yasalarını tercüme ederek kısmen aynen kısmen de kendimize uyarlayarak almaya başlamıştık. Avrupa yasalarının bu resepsiyon tarihte iki kez olmuştu.

Birincisi; Tanzimat ve Islahat Fermanlarından sonra Fransız hukuku örnek alınarak çeşitli alanlarda hukuki düzenlemeler yapıldı.

İkincisi; Cumhuriyetin kuruluşunda Kıta Avrupa’sı hukuku örnek alınarak yeni kanunlar yürürlüğe konulmuştu.

Bugün Avrupa birliği mevzuatımızda 30 maddeyi değiştirmemizi isterken, ABD bizden on beş günde 15 yeni yasa çıkarmamızı istemektedir.

Çok kısa sürelerde çıkarılması istenen bu yasalar yeterince görüşülmeden acele ile kabul edilip yürürlüğe konulmaktadır. Basınımızda da yasalar üzerinde görüş belirten olmadı. İşçi Sendikalarının hazırlatıp yayınladığı karşı görüşler kamu oyunda duyulmadı.

Yabancı devletler, ABD ve AB’nin istemi ile çıkarılan yasaların ulusal egemenliğimizi zedelediği, bazılarının ekonomimizi baltaladığı savları karşılık görmedi. Örneğin, şeker üretimimizi kısıtlayan yasa, şeker pancarı ekimini geriletirken, İznikte Amerikan mısırından früktoz ve glikoz ile şeker yerini alacak tatlandırıcı üretecek Uluslararsı kuruluşun ABD den Türkiye^ye mısır sevkiyatını artırmaya yaramıştır. Yasa Türk çiftçisinin aleyhine ABD çiftçisinin yararına hizmet ediyor. Bu Hybrit tohumlar sadece bir yıl iyi ürün verdikleri için, firma her yıl yeniden mısır tohumu ithal ederek kazancının büyük bir kısmını peşinen ülkesine aktarmaktadır. Böylece Türk maliyesine daha az vergi ödemekte.
Tütün yasasından önce, 1989 da yerli sigara üretiminde kullanılan ithal tütünün oranı yüzde 6,7 iken, yasanın yürürlüğe girmesinden sonra, 1999 da bu oran yüzde kırkları aştığı ortaya çıktı.

İşaret ettiğimiz bu küçük örnekler, iki yüz yıldan beri kalkınma çabası içinde olan ülkemizin henüz, kalkınmasını sağlayacak aydın kadroları oluşturamadığını doğrulamaktadır. Yetişen beyinlerin ülke yönetim ve yönlendirmesine karışamadıkları, kimilerinin ileri ülkelere göç ettikleri bilinen gerçeklerimizdendir.

E-PARLAMENTO sitesi, tüm aydınlarının katılımına açıktır.

Başta ülkemizin kalkınması, işsizlik, gelir dağılımı, barış, daha iyi yaşam koşulları ve bu koşulları sağlayacak eğitim, konusunda aydınlarımızın görüş ve düşünceleri geniş çaplı bir İnternet kullanıcıları arasında tartışılıp değerlendirilecektir.
Görüş ve düşünceler mevcut yasa, tüzük, yönetmelik ve diğer mevzuatın aksayan yönleri ve maddeleri ile ilgili olabileceği gibi, sosyal ve ekonomik yaşamımızı düzenleyen, yeni bir kanun, karar ve diğer mevzuat da olabilir

Adınız
Soyadınız Uzmanlık Alanlarınız;
Mesleğiniz Tarım
Kurumunuz Sanayi
En son bitirdiğiniz Ticaret
Okul Bilgi Teknolojileri
Doğum Tarihi Eğitim
e-mail’iniz Sağlık
--------------------------

E-Parlamento hakkında kısa ve özet görüşleriniz nelerdir. Maddeler halinde açıklayınız;

E-PARLAMONTO ; DOĞRUDAN DEMOKRASİ SİSTEMİDİR.

Eski Yunanistan’daki Agora gibi, e-parlamento, ülke yönetimi hakkında düşüncesi olan her kese açıktır. Ülkemizin kalkınması yaşam düzeyinin yükseltilmesi konusunda fikir sahibi olanlar, yasalarımızın aksayan taraflarını görenler, yeni bir yasa çıkarılmasının gerekli olduğunu düşünenler, ekli formu doldurarak e-parlamento üyesi olabilirler.

Kurucular kurulu;