Hukuk Sözlüğü Sunuş

geri dön

S U N U Ş

Yasalar genelde zaman içinde eskiyip işlerliklerini kaybettikleri ve değişikliğe uğradıkları halde, hukuk kuralları fazla değişikliğe uğramadan geçerliklerini yüz yıllar boyu korumaktadırlar. Hukuk, toplumsal yaşamı dengeleyen kurallar sistemi olarak ilk kez, Mezopotamya’da ünlü Sami Kralı Hamurabi tarafından yazılı hale getirilerek kanunlaştırılmıştı. Uygarlığın bir gereği olan hukuk sistemi, uygarlıkla birlikte, ortadoğudan, batıya doğu ilerleyerek gelişmesini sürdürmüştür.
Yerleşip geliştiği her uygarlıktan yeni katkılar gelişen hukuk sistemi bugün evrensellik kazanmıştır. Amerika Birleşik Devletleri kongre sarayının duvarlarında, “Hamurabi” den başlayan, dünyada kanun koyucu olarak bilinen on bir ünlü liderin, portreleri arasında Kanuni Sultan Süleyman’ın çok güzel bir portresi de bulunmaktadır.
Yeryüzünün en seçkin on bir kanun koyucusu arasında bir Türk Padişahının bulunması çok onur verici bir olaydır. Gerçekten şeriat kuralları ile idare edilen bir ülkede, Fıkıh dışında yeni kanunları yürürlüğe koymak ve bunu bütün dünyaya kabul ettirmek çok önemli bir olaydır.
Osmanlı toplumunda hukuk dört yönlüydü : Şeriat, Fermanlar, örf ve töre. Şeriat her şeyin üstünde idi. Dokunulmazdı ve değiştirilemezdi. Fermanlar, yani padişahların yazılı emirleri ile örf yani adet ve gelenekler töreye bağımlıydı. Şeriatın sınırlarına girmemek şartıyla, örf ve adetler belirlenip yazıya döküldükten sonra kanun olur ve kendinden öncekileri ilga ederdi.
Şeriatın kıskacı altında evrensel yasalar koyarak dünyaya kabul ettiren Kanuniden sonra, İmparatorluk ve Cumhuriyet döneminde aynı nitelikte yasa çıkarılamadı.
Kanuniden sonra ülkemizde üç kez hukukta yenileştirme yapıldı. Üçü de batılıların istemi üzerine yapılmıştır.

Birincisi; 1856 Paris Barış Anlaşması ile Türkiye’nin Avrupa birliğinin bir üyesi olduğu kabul ve ilan edilmişti. Batılılar, bizim Avrupalı olmamız için en büyük değişikliğin hukuk alanında yapılmasını istiyorlardı. Tanzimat ve Islahat fermanları ile ilan ettiğimiz reformları gerçekleştirmek için Fransız hukukundan resepsiyon yoluyla pek çok kanun ülkede yürürlüğe sokulmuştu.

İkincisi; Cumhuriyetin ilanından hemen sonra, 1926 dan itibaren yeniden Avrupa kanunlarını almaya başladık. Bu kez yalnız Fransa değil, Kıta Avrupa’sının hukuk sistemini benimsiyorduk.
Üçüncüsü; Avrupalı olma isteğimizi yinelediğimiz için, bugün batılılar yeniden, eskiyen yasalarımızı değiştirmemizi istiyorlar.
AB, üyeliğine kabulümüz için, ön şart olarak yasalarımızda 30 değişiklik yapmamızı isterken, ABD 15 günde 15 yasayı yeniden çıkarmamızı istemektedirler.

Yüz yıllar boyu, düşünmeden, araştırmadan ve sorgulamadan çok eskiden konmuş kurallarla yaşamaya alıştığımız için olsa gerek, yeni yasalar çıkarıp ona göre yaşamayı düşünemiyoruz. Ayrıca, önce Farsça ve Arapça daha sonra Fransızca olarak karşımıza dikilen yeni hukuk kavramlarını Türkçeleştirirken ve uygularken de sıkıntı çekmekte olduğumuzda bir gerçektir. Bunu ilk kez otuz beş yıl önce Ankara Özel “İktisadi ve Ticari ilimler Akademisi” kurucu temsilcisi ve genel sekreteri olarak görev yaptığım yıllarda iken yaşamıştım.
O yıl sonu sınavlarında “Anayasa Hukuku” dersinden sadece beş öğrenci geçerli sayılmış 70 den fazlası ikmale kalmıştı Prof. Dr. Nusret Kürkçüoğlu ile yaptığım görüşmede, bu çocukların dil sorunu olduğunu saptadığını söyledi ve soruyu anlamadıkları için, sorulanı, değil başka bir konuya cevap verdiklerini, sınav kağıtlarını göstererek örneklemişti.
Bu görüşü doğrular biçimde, o günlerde Ankara Hukuk Fakültesi dekanı olan Prof. Dr. Turgut akınTürk de öğrencilerin eskiyen hukuk terimlerini bilmedikleri ve kavrayamadıkları için sıkıntı çektiklerini söylemesi üzerin, yeni kuşağın anlayıp yararlanabileceği bir hukuk sözlüğü hazırlatmayı düşündüm. Konunun uzmanı olan değerli hocalarımız arasından, sözlük düzenlemeye istekli bulamayınca, bir meraklı olarak kendim hazırlamaya karar verdim. Yaptığım çalışmaları yayınlamadan önce okullarımız devletleştirildiği için dosya uzun süre beklemede kaldı.

Medeni kanunumuzun dilinin büyük çapta Türkçeleştrildiği günlerde Diğer pek çok yasamızın hala Osmanlı terimleri ile dolu olduğunu düşünerek, eski sözlük dosyasını açarak gözden geçirdiğimde, onun da eskimiş olduğunu gördüm. Teknolojinin gelişmesi ile dilimize giren yeni terimler ve globalleşen dünyada İngilizce’nin de Hukuk Öğrencileri ve uygulayıcıları için kaçınılmaz olduğunu düşünerek konuyu yeni baştan ele aldık. Uzman hukuk öğretisi arkadaşlarımın yardımı ile elinizdeki bu çağdaş sözlüğü oluşturduk. .

Globalleşen dünyada hiçbir ülkenin kendine özgü yeni hukuk sistemi geliştirmesi olanaklı görünmüyorsa da, başkalarının ikazı, zorlaması veya dayatmasına gerek kalmadan kendi hukukumuzu güncel ve çağdaş olarak tutmak elimizdedir.

Yetişmekte olan genç hukukçularımızın, kendilerini hukuk uygulayıcısı veya takipçisi olmaktan öte, kanun koyucu olarak görmelerini ve hedefi yüksek seçerek kendilerini yetiştirmelerinin gerektiğine inanmaktayım. Çünkü ülkemizin, engin dünya görüşüne sahip, kanun koyucu liderlere çok ihtiyacı var.

Latif Mutlu Ekim 2002