Neden Kalkınamıyoruz?

geri dön

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Birleşmiş Milletlerin yayınladığı Dünya Uluslarının İnsanî Gelişmişlik raporunda yeniden 12 basamak daha alt sıralarda yer aldığımız görülüyor.

Kalkınma ve gelişme yarışında geri kalmaya başlamamız yeni değil, 400 yıldan beri devam ediyor.  Dört yüzyıl süren bu yavaşlama kronikleşmiş ve kemikleşmiştir.

Yakın tarihimizde izlediğimiz gibi kalkınma için yaptığımız bütün çabalar sonuçsuz kalmıştır.

Dünyaca meşhur plan ve kalkınma uzmanlarının ülkemize gelerek inceleyip verdiği kalkınma rapor ve reçeteleri bir sonuç vermedi.

Ekonomik gelişme için aldığımız dış yardımlar beklenen sonucu vermedi sadece dış borçlarımızın giderek artmasına ve bugün faizini dahi ödeyemeyecek duruma gelmemize yol açtı.

Avrupa’dan geri kalma sürecimiz 400 yıl evvel 1600’lerde başlamıştı.  O günlerden beri Avrupa aramızdaki gelişmişlik farkı giderek artıyor.

Durmaya duraklama eğitim sistemizın bozulması ile başlamıştır.

Şeyhülislâm Ebusuut Efendi’nin verdiği fetva ile medreselerden matematik, coğrafya, astronomi, mantık ve tabiat gibi derslerin okutulması kaldırılmıştı.

Bu karar ve buna bağlı olarak bozulan toplum yapısı, 300 yıldan beri şahlanarak yükselen ve dünyaya hükmeden imparatorluğumuz frene basılmış gibi yavaşlamaya başlamıştır.

Avrupa’nın bilimde, fende, sanayide hızlı gelişmesi karşısında biz sürekli geri kalıyorduk.

Atatürk gibi bir kahramanın önderliğinde büyük bir kalkınma için önce eğitimde ileri adımlar atıldı.  Genç Cumhuriyet daha 6. ayını doldurmadan Tevhidî Tedrisat kanunu (Eğitim Birliği yasası) çıkarılarak Medreseler kapatıldı.  Ülkenin aydın din adamı ihtiyacı için İmam Hatip Okulları açıldı.

1925’den 1930’lara kadar devam eden İmam Hatip Okulları öğrencisizlikten kendiliğinden kapandı.  Çünkü Müsbet ilimlere dayalı okullar gençleri daha çok cezbediyordu.