Ormanlarımız ve Eğitim

geri dön

     Yaz boyunca yangınları ile gündeme gelen ormanlarımız, bugünlerde Üniversitelere tahsis edilen Orman arazileri nedeniyle tartışma konusu olmaktadır. Orman yangıları yüzünden eleştirilen Orman idaresi, Üniversitelere eğitim ve öğretim tesisleri kurmak amacıyla, tahsis edilen orman arazileri yüzünden de pek çok eleştirilere muhatap olmuştu.

     Doğal zenginliklerimizin en başta gelen, Orman varlığının kamunun dikkatini çekmesi ve korunması için, büyük gayretler sarf edilmesi ve bir hukuk savaşına yol açacak kadar ısrarlı olunması, sevindirici ve ümit verici. Ormancılık konularının sık sık gündeme gelmesi, Orman bilincinin ülkemizde yerleşmeye başladığını göstermektedir.

     Ormancılığın bilinçli bir şekilde ele alınması çok yenidir. İlk kez batılılaşmak amacıyla 1839’da ilan edilen Tanzimat fermanında, ormanlar ve ormancılıkla ilgili herhangi bir hüküm bulunmuyordu. Daha sonra 1856 yılında çıkarılan Islahat fermanı ile birlikte, Paris’te Fransızlarla bir anlaşma imzalanmış ve bu anlaşmaya uygun olarak, Ormancılık işlerimizin ıslahı için Fransa’dan 10 uzman gelmişti. Fransız uzmanların ön germesi ile ilk iş olarak 1857’de ülkemizde bir Ormancılık okulu kurulmuştu. Daha sonra yapılan düzenlemelerle Orman Nizamnamesi yürürlüğe konulmuştu.

     Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşundan o günlere kadar geçen dönemde ormana sonsuz bir nimet deposu olarak bakılır ve hiç tükenmeyecek sanılırdı. Devlet sadece ormanlarda kesilen kereste ve odunlar için vergi almaktan başka bir şekilde ormanlarla ilgilenmezdi. Ormanların mülkiyeti, Vakıflar, Özel kişiler, köy ve kasaba baltalıkları ile Tersanelerin ihtiyacına ayrılmış olan alanlar, olarak sınıflandırılmıştı.

     Fatih Sultan Mehmet tarafından söylendiği rivayet edilen; “Ormanlarımdan bir ağaç kesenin, boynunu keserim” sözü yeni bir yakıştırmadan öteye gidemez. Ancak, tarihte, Sultan II Mehmed’in yürürlüğe koyduğu,“Kanunname-i Ali Osman” da kereste ve yakacak odundan parasal ya da ürün olarak vergi alınmasına ilişkin hükümlerden başka bir hüküm bulunmamaktadır.

     Cumhuriyet döneminde, 1937 yılında, ormanlarımız, sayılarak korunmak, işletilmek ve ıslah edilerek geliştirilmek üzere; Orman Genel Müdürlüğü’ne teslim edilmiştir.

     140 yıl önce Fransızların yardımı ile başlayan Ormancılığımız gerçekten, bugün hiç de iyi durumda değildir. Uydularla yapılan tespitlerde ormanlık alanlarımızın yarısından fazlası elden çıkmış durumdadır.

     6831 sayılı Orman Kanunun 1. maddesinde belirtilen esaslara uygun olarak 1972 yılında bitirilen ölçümlemelere göre 20,2 milyon hektar orman varlığı tespit edilmiştir. Türkiye yüzölçümünün yüzde 26’sı Ormanlarla kaplı. Avrupa Birliği içinde İsveç ve Finlandiya’dan sonra en büyük orman alanları Türkiye’de. Dünya genelinde nüfus başına 1,2 ormanlık alan düştüğü halde, Türkiye’de nüfus başına 0,3 hektar orman sayılan alan düşmektedir.

     Ülkemizde mevcut 20,2 milyon hektar Ormanlık arazinin 8,9 milyon hektarı plan dahilinde işletilmekte 11,3 hektarlık kısmı verimsiz kabul edilmektedir. Ormanlarımızın yüzde 56’sı verimsizdir. Vasıfsızdır ve buralarda herhangi bir ormancılık çalışması da yapılmamaktadır.

     Orman Bakanlığı Ağaçlandırma Genel Müdürlüğünün yaptığı envanter çalışmalarına göre, Türkiye’de ağaçlandırılması gereken 10,7 milyon hektar saha olduğu rapor edilmiştir. A.G.M. Yüksek Danışma Kurulunun 1. toplantısına sunulan bir bildiride ise orman yetiştirmeye uygun 7,5 milyon hektar arazinin bulunduğu, bildirilmiştir. Her iki veriye göre ormanlaştırılması gereken sahalar çok büyüktür.

Türkiye Devlet Ormanları serveti: 927 milyon M³ dür.
Yıllık Kesim : 27    " "
Yeniden Yetişen :22    " "


Yıldan Ormanların Ağaç Servetinden : 5 milyon M³ azalmaktadır Ormanlarımızın GSMH ya Katkısı : 600 milyon dolar. Binde: 6 Yasalar gereği, Kültür ve Turizm amaçlı olarak kurum, kuruluş ve şahıslara orman arazisi tahsis edilirken, üniversitelere tahsis edilecek kamu arazileri için Fazilet Partisi Milletvekillerinin olağanüstü gayret göstermelerini anlamak mümkün değildir.

     1999’un son haftasında, TBMM’de Üniversitelere tahsis edilecek kamu malları ile ilgili 4 maddelik bir yasa görüşülürken Fazilet Partili, Milletvekillerinin engellemesi nedeniyle ancak bir haftada kanunun yürürlük tarihini belirleye 4. maddesine gelindiğinde, Van Milletvekili Fetullah Erbaş ve arkadaşlarının verdiği yeni bir önerge ile;“Bu Kanun Resmi Gazetede yayınlandıktan YÜZ YIL sonra yürürlüğe girer” şeklinde bir değişiklik yapılması önerildi. Hükümet ve komisyonun katılmadığı bu önergeyi imzalayan 25 milletvekili adına kürsüye gelerek gerekçesini uzun uzun anlatan Van Milletvekili Fetullah Erbaşın gösterdiği gerekçeleri buraya alamıyorum, ilgilenenler www.tbmm.gov.tr deki ZABITLAR bölümünden, kanunun Resmi Gazetede yayınlandıktan 100 yıl sonra yürürlüğe girmesi ile ilgili (hiç de inandırıcı ve ciddi bulmadığımız) gerekçeleri görebilirler.

     İster iyi vasıflı, ister kötü vasıflı olsun, Üniversitelere tahsis edilecek orman alanlarının, orman idarelerinden daha rasyonel korunacağı ve geliştirileceğine inanıyorum. Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü sürekli zarar eden ve KİT’ler gibi vergi mükellefine yük olan kuruluşlar olmaktan kendilerini kurtaramadılar.

     Ormanlarımızı bakım, muhafaza geliştirme ve işletme için teslim ettiğimiz Orman Bakanlığı ile ona bağlı katma bütçeli Orman Genel Müdürlüğünün bilançolarına uzaktan bir göz atmak bile, işin fecaatini görmemize yetecektir.
1999 yılı2000 yılı
Trilyon TL.Trilyon TL.
Orman Genel Müdürlüğü:
Öz Geliri5,68,9
Hazine Yardımı30,958,9
 
Orman Bakanlığına: Bütçeden:39,674,6

Genel Toplam76,1142,4


     Bozuk olarak vasıflandırılan ormanları, (orada herhangi bir ormancılık çalışması yapılmadığı için) hesaba katmazsak 8,9 milyon hektar ormanımızın işletilmesi kereste ve tomruk ve odun üretiminden elde edilen safi kazanç 8,9 trilyondan ibaret. Orman Bakanlığının ve Bağlı Orman Genel Müdürlüğünün personel ve diğer cari giderleri tutarı ise 2000 yılında 142,4 trilyon tutuyor. Aradaki farkı katma bütçeden Orman Genel Müdürlüğüne, Hazine yardımı olarak 58,9 trilyon ödenecektir.

     Orman Bakanlığına ayrıca, Genel Bütçeden cari giderleri için 74,6 trilyon TL verilecektir. Böylece 2000 yılında, orman işletmelerimizin zararının 133 trilyonu aşacağı şimdiden belli olmuştur.

     Bu kadar kötü bir işletmenin bir çok mazereti olabilir. Fakat sorunun temelinde yine Eğitim ve eğitilmiş personel azlığı yatmaktadır, diyebiliriz.

     Türkiye’de Devlet Orman İşletmeleri dar kadro ile çalıştıkları için, kalifiye eleman sıkıntısı çekmektedirler. Avrupa topluluğunda ortalama. Ormanların yüzde 40’ı devlet tarafından işletilir. Finlandiya yüzde 76’sı, İspanya yüzde 96’sı, özeldir.

     Tarımda çalışan nüfusa karşılık, tarım meslek yüksek okullarından ve üniversitelerinden mezun olanların sayısı, Avrupa Birliğine oranla Türkiye’de oldukça düşük. Buna paralel olarak da tarım ve ormancılık alanındaki verimde aynı oranda düşük olmaktadır. Bir örnekle gösterirsek:

Km²
ÜlkelerTarım ve Ormancılık Dallarında10.000 tarımBaşına
 ÇalışanlarınYükseköğretimdeişçisine düşenüretim
 SayısıMezun olanlaryeni mezun(*)
 (1000)YıldaSayısı

Belçika1041.590150698
İngiltere5116.144120288
Almanya104611.587110344
Hollanda2472.731110405
Danimarka10288090330
Finlandiya1611.27279186
İsveç13056744195
İrlanda14646531
Avusturya26960222458
İtalya1.3322.9632272
Portekiz3411.05920263
Yunanistan7841.0221337
Türkiye9.8575.350529

Kaynak; DİE Sayılarla Türkiye ve Avrupa Birliği 1999
(*) Tomruk cinsinden Orman ürünü.

     Karşılaştırmalı olarak verilen bu çizelgeyi dikkatle incelediğimizde tarım dalında Yükseköğretimden mezun olanların sayılarının, o dalda çalışanlara oranı azaldıkça, Ormandan elde edilen ürün de azalmaktadır. En güzel örneği Türkiye ve Yunanistan. Ülkemizde, ziraat mühendisleri ile orman mühendislerinin iş bulamadıkları söylenir. Bu nedenle kahvelerin ziraat ve orman mühendisleri ile dolu olduğu rivayet edilir.

     Orman Genel Müdürlüğüne bağlı 27 Bölge Müdürlüğü, 248 İşletme Müdürlüğü ve 1328 İşletme şefliği bulunmaktadır. Bir Orman İşletme Şefine düşen ortalama orman alanı 15,000 hektarı aşmaktadır. Bu miktar Avrupa ortalamasının çok üzerindedir.

     Sonuç olarak: Ormanlarımızın zarardan kurtarılması için acilen bir Orman Şurası toplanmalı, İşletme metotları, Personel Politikası. Araç gereç durumu ve bütçesi gözden geçirilmelidir. Ağaçlandırma Genel Müdürlüğünün, ağaçlandırılması gereken alan olarak ölçümlediği 7,5 milyon hektar arazinin, mevcut mevzuata uygun olarak üniversiteler ve özel girişimciler tarafından ağaçlandırılması için aktif bir çalışmanın hemen başlatılması gereklidir. Aksi takdirde Orman işletmelerinin yıllık 140 trilyonu aşan zararlarını Hazineden karşılamaya devam edeceğiz.