Türk Fransız Dostluğu

geri dön

Devletlerin sürekli dostları yoktur. Sürekli düşmanları da olmaz. Ama sürekli yararı vardır.

Türk-Fransız dostluğu

Fransızlarla hiçbir sorunumuz olmadığı halde, Fransız Meclisi'nin Türkiye aleyhine uygunsuz ve olumsuz karar alması, beklenmediği için herkesi ve her kurumu şaşırttı. Fransız Parlamentosu'nda küçük bir azınlığın kabul ettiği, haksız yasa ile gerginleşen Türk-Fransız ilişkilerine gerçekçi bir yaklaşım için dostluğun nasıl kurulduğunu hatırlamamızda yarar vardır.

Fransa vaktiyle kendilerine yapmış olduğumuz iyiliğin altında ezik durumda bulunuyor. Dayanaksız ve haksız yasa ile gerginleşen Türk-Fransız ilişkilerine gerçekçi bir yaklaşım için dostluğun nasıl kurulduğunu hatırlamamızda yarar vardır. Fransa kendisini sıkıştıran Habsburgların karşısına Doğu'da güçlü bir rakip çıkarmayı tarihi boyunca düşünmüştü.

Kraliçe muhteşem hediyelerle İstanbul'a elçiler gönderdi ve padişahtan kendilerini kurtarmalarını diledi. Fransa Kralı ve annesinin yalvarmaları üzerine onları bu mektupla teselli eden ve kurtarmayı vaat eden Kanuni Sultan Süleyman, baharda Macarların üzerine yürüyerek Mohaç'ta Alman ve Macar ordularına karşı büyük zafer kazanmıştı.

Kimileri Pascal' ı, bilgisayarın temel programlarından birine adını veren bir bilgisayar uzmanı olarak bilir. Yaygın olarak da okul çağında fizik dersinde gördüğümüz; ''sıvıların bulundukları kaplarda her yöne eşit basınç yaptıklarını'' açıklayan Pascal, yasası ile de hatırlanır.

Ama dünyada, daha çok ilk hesap makinesi mucidi olarak ün yapan Bleise Pascal (1623-1662), aynı zamanda önemli bir düşünür idi. Zamanımıza kadar değerinden hiçbir şey kaybetmeyen ''Düşünceler'' isimli eseri ile insanlığa çok güzel mesajlar vermişti. Yaşadığı dönemde ''milliyetçilik'' kavramı henüz açıkça bilinmediği halde, Pascal bölgesel ayrımcılığa karşı eleştiriler yapmıştır.

Bu bilim ve düşünce adamının bir Fransız olduğunu pek az kişi bilir. Düşünceleri bugün hâlâ konuşulur ve tartışılır.

Pascal'ın ''Birisine yaptığın iyiliği hak etmemiş ise o kişi size düşman olur'' özdeyişi bugün dahi geçerliliğini korumaktadır.

Çok daha önceleri, Hazreti Ali' ye, ''Falan kişi senin aleyhinde bulunuyor'' denince ''İnanmam, doğru değil, çünkü ben ona hiçbir iyilik yapmadım'' diye yanıtlamış.

Şaşırtan karar

Bugünlerde Fransızlarla hiçbir sorunumuz olmadığı halde, Fransız Meclisi'nin Türkiye aleyhine uygunsuz ve olumsuz karar alması, beklenmediği için herkesi ve her kurumu şaşırttı.

Türkiye'de bu karar, tepki ile karşılandı ve pek çok eylem planı yapıldı. Yararsız ve sonuçsuz girişimler yerine ilk iş olarak Türk-Fransız ilişkilerini gözden geçirmekte yarar var.

1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti ile Ankara'da bir anlaşma yaparak yeni devletimizi ilk tanıyan Fransa olduğu için, Antep şehrimize ''Gazi'' , Maraş ilimize ''Kahraman'' lık payelerini verdiren olayları gündeme getirmiyoruz.

Fransızlarla ilişkilerimizin başlangıcına inersek Pascal'ın ''İyilik yaptığın kişi onu hak etmemişse size düşman olur'' şeklindeki düşüncesinin doğru olduğunu göreceğiz. Çünkü Fransa vaktiyle kendilerine yapmış olduğumuz iyiliğin altında ezik durumda bulunuyor.

Fransa ile ilişkilerimizin başlangıcı

Türkler, Kanuni Sultan Süleyman döneminde cihana hükmederken Fransa 15 milyon nüfusu ile Avrupa'nın en kalabalık ülkesiydi. İçeride sayıları dört yüzü bulan prenslerle tam bir birlik sağlayamamıştı ve komşuları sürekli savaş halindeydi.

Fransız tarihçisi André Clot' a (*) göre Kanuni, ''hükümdar olarak doğmuştu, parlak maiyetinin ortasında, mesafeli ve buyurgan bir haşmeti vardı'' . Hıristiyan âlemi onu, kazandığı zaferlerden dolayı dünyanın en önde gelen hükümdarı olarak görüyordu.

Fransa Kralı I. François , 1525 Şubat'ında savaşta yaralanıp Şarlken' in adamlarına teslim olunca Fransa ölümcül bir tehlikeyle karşı karşıya kalmıştı. Fransa kendisini sıkıştıran Habsburgların karşısına Doğu'da güçlü bir rakip çıkarmayı tarihi boyunca düşünmüştü.

Oğlunun esirliği ve komşuların baskısı karşısında zora düşen Ana Kraliçe Louise' in tereddüt etmeden başvuracağı yer, ''Muhteşem'' diye bildikleri Kanuni'den başkası değildi. Kraliçe muhteşem hediyelerle İstanbul'a elçiler gönderdi ve padişahtan kendilerini kurtarmalarını diledi.

Fransa Kralı I. François, sultana gönderdiği bir mektubunda, Süleyman'a ''Padişahların Padişahı'' diye hitap ediyor ve kendisine yardım için Macaristan'a bir sefer yapmasını diliyordu. François bir mektubunda, ''Bu konuda lütfedip yardım buyurulduğu halde, ebediyen minnettarınız olacağız'' diyordu.

Kanuni'nin mektubu

Kanuni'nin Fransa Kralı'na cevabi mektubu:

''Esirgeyen ve bağışlayan Tanrı'nın adıyla cenabı Hakk'ın inayeti:

Daima muzaffer Sultan Selim Han oğlu Şah Süleyman Han;

Ben ki sultanlar sultanı, kralların kralı, ülkelerin hükümdarlarına taç giydiren,

Tanrı'nın yeryüzündeki gölgesi; Karadeniz'in, Akdeniz'in, Rumeli'nin, Anadolu'nun, Dulkadir, Diyarbakır, Azerbaycan, Arabistan ve Yemen'in ve bütün bölgelerin imparatoru ve tek hâkimi;

Şanlı ve yüce atalarımın muzaffer kudretleri sayesinde alevlenen kıvılcıma emanet ettikleri ülke sahibi;

Nihayet, Selim Han Oğlu Şah Sultan Süleyman Han'ım.

Sen ki Fransa Krallığı'nın kralı François'sın.

Kralların sığınağı olan Osmanlı hükümetine yolladığınız mektuptan ve güveninize layık olan Frangipani' nin bana sözlü olarak nakletmesini istediğiniz haberlerden öğrendiğime göre;

Düşman, ülkenizi yağma ve tahrip ederken sizi de hapsetmiş;

Kurtarılmanız için benim bu taraftan size yardım etmemi istiyorsunuz. Söylediğiniz her şey açıkça anlaşıldı ve benim yüce bilgim hepsini kavradı.

Yaşadığımız zamanda kralların mağlup edilmesi ve hapsedilmesine şaşmamak lazımdır. Yüreğiniz teselli bulsun! Ruhunuz hiçbir zaman ümidini kesmesin.

Bu böyle iken, şanlı büyüklerimiz ve ulu atalarımız (Tanrı son saatlerini aydınlatsın) sadece düşmanı yenmek ve fetihler yapmak için seferlere çıkmak hatasını göstermemişlerdir;

Ve ben de onların izinden giderek her zaman güçlü ve erişilmez olan eyaletlerle kaleleri itaat altına aldım;

Ne gündüz ne gece uyudum ve kılıcımı asla yanımdan ayırmadım.

İlahi adalet hayırlı işi kolay yapmamızı sağlasın!

Her yerde ve her zaman nazarları ve iradesi hazır olsun!

Elçinizi olayların durumunu ve gelişimi hakkında sorguya çekiniz; size söyleyeceği şeylere inanın ve bilin ki her şey öyledir.''

Büyük zafer

Fransa Kralı ve annesinin yalvarmaları üzerine onları bu mektupla teselli eden ve kurtarmayı vaat eden Kanuni, baharda Macarların üzerine yürüyerek Mohaç'ta Alman ve Macar ordularına karşı büyük zafer kazanmıştı. François esaretten kurtulmuş saltanatına kavuşmuştu.

SÜRECEK

* İstanbul Bilgi Üniversitesi Kurucusu ve Vakıf Başkanı

(*) André Clot, ''Muhteşem Süleyman''.