Yaşar Özay'ın Sorularına, Cevaplar.

geri dön

YAŞAR ÖZAY:

LATİF MUTLU: Yeryüzünde Eğitim “özel” olarak başladı. Sonradan giderek genelleşti.

Jyonyalılar zamanda batı Anadolu’da eski Yunan’da ve Çin’de eğitim özel kişilere özel olarak veriliyordu. Devlet eğitimi yoktu.

Hıristiyanlığın ortaya çıkışından dört yüzyıl sonra, Roma’nın İsa’yı tanımasından üzerine yaygınlaşan kiliseler ve manastırlar Hıristiyanlığı yaymak için kitlesel ve yaygın eğitim vermeye başladılar. Doğaldır ki verilen eğitim din kurallarını öğreterek ve Hıristiyanlığı yaymayı amaçlıyordu.

Ortaçağ olarak adlandırılan bu dönem, batı’da Hıristiyan aleminde bin yıl sürdü.

Ortaçağ’ın sonlarına doğru M.S. onüç ve ondördüncü yüzyıllarda ortaya çıkan özel üniversiteler din kurallarının dışında eski Roma hukukunu öğretiyor ve yeni yaşam kuralları araştırıyordu.

Özel ve paralı üniversitelerin başlattığı bu hareket bilim ve sanat alanında gelişerek Avrupa’lıların düşünce ve inançlarında köklü değişikliklere yol açmış ve her alanda hızlı bir ilerleme ve kalkınma sağlamıştır.

İslam aleminde de batı’da olduğu gibi İslamiyetin ilk üç ve dördüncü yıllarına kadar devam eden özel eğitim ve öğretim İbni Sına, El Biruni, Kindi, Hallac gibi önemli düşünce ve bilim adamlarının yetişmesine yol açmıştı. M.S. onuncu yüzyıldan sonra Orta Asya’dan İspanya’ya kadar yayılarak güçlenen “Abbasiler” döneminde Halife El Kadir’le başlayan katı İslam kurallarının uygulanması içtihadın yasaklanması İslam aleminin Avrupa’da olduğu gibi bir “Ortaçağ”’a girmesine yol açtı. Yaklaşık dokuz yüz yıldan beri devam eden bu dönemde doğu’da kitlesel eğitim sadece ahirete yönelik yapılıyor bu dünyanın geçici ve üzerinde durulmaz olduğu kabul edildiği için musbet ilimlere eğitimde yer verilmiyordu.

YAŞAR ÖZAY: Atatürk’le başlayan Cumhuriyet döneminde, Eğitimde özel eğitimin yeri hakkında bilgi verirmisiniz.

LATİF MUTLU: Cumhuriyet’imiz Altıncı ayını doldurmadan çıkarılan “Eğitimin birliği yasası”’na değinmeden Eğitim Sistemini iyi anlatamayız.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde devlet halkın eğitimi ile ilgilenmez, okul açmazdı. 1876 tarihli ilk Anayasa’mızın getirdiği serbestiden yararlananarak pekçok yabancı okul açıldı. Aynı dönemde Hayır sahiplerinin yardımı ile açılan mahalle mektepleri ve medreseler de din ağırlıklı bir eğitim veriyordu.
Bu ikili sistemin yanında bir de ülkedeki azınlıklara ait özel okullar vardı. Her biri ayrı amaclı ve ayrı tipte insan yetiştiriyordu.
Tevhidi Tedrisat” yani Eğitimin birliği yasası ile birlikte medreseler kapatıldı, bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlandı.

1924’de başlayan modern ve çağdaş eğitimle Türk Rönesansı başlamış oluyordu, kitlesel ve yaşadığımız dünyaya yönelik olarak başlayan bu eğitim, Türk toplumunu diğer İslam ülkelerinden farklı bir koruma getirdi. Bugün Türkiye’nin diğer İslam ülkelerinden daha ileri ve ekonomik bakından güçlü olması, Cumhuriyet’le birlikte başlayan çağdaş ve modern eğitim sayesinde olmuştur, diyebiliriz.

YAŞAR ÖZAY: Eğitim sisteminde özel eğitim yeri konusunda bilgi verirmisiniz.

LATİF MUTLU: 1964’de çıkarılan “özel öğretim kurumları yasası” ile pek çok özel okul açıldı. İki yıl içinde sayıları 44’ü bulan özel öğretim kurumları, pek çok gence nitelikli eğitim veriyordu.

1968’de Fransa’da başlayan öğrenci hareketleri çok geçmeden ülkemize sıçramıştı. Bu yüzden özel ve paralı okullar aleyhine gösteriler başladı. Ardı, arkası kesilmeyen bu boykot ve gösterilere karşın özel okullar cidde ve yararlı eğitim vermeye devam ediyorlardı.

İzmir’de özel bir mühendislik yüksek okulundan mezun olan bir öğrenciyi, Mimarlar Odası üye kaydetmediği için öğrenci Danıştay’da dava açmıştı. Uzun süre Danıştay’da bekletilen dava, Anayasa Mahkemesine intikal ettirmişti.

Sonuçta, Anayasa Mahkemesi, liseden sonra eğitim veren Meslek Yüksel okullarını da üniversite sayarak bu kurumların Anayasa’ya aykırı olarak açıldığına bir oy farkla karar verdi.

Böylece ülke yararına çalışan ve büyük bir ihtiyaca cevap veren bütün özel yüksek okullar ya devletleştiridi veya kapandı. Bu Türk eğitimine indirilen bir darbe idi.

1982 Anayasasının verdiği imkanla kurulan Vakıf üniversiteleri “özel” değildir. Mali ve idari özerklik dışında, devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları gibi Anayasada belirtilen hükümlere tabi birer kamu kuruluşlardır.

YAŞAR ÖZAY:

LATİF MUTLU: Dünyada özel eğitimin yeri gittikce artmaktadır.
Örneğin, İsrail’de %75, Japonya %72, Kore %68, ABD %40, Belcika %32, olan özel öğretim, Türkiye’de %2’yi bile bulmuyor.

Buna karşılık Türkiye’de devletin eğitime ayırdığı para 4 milyar doları aşmazken, nüfusu bizim kadar olan; Fransa, İtalya, İngiltere ve Almanya’da, 150 milyar dolar’dan fazla harcanmaktadır eğitim için.

YAŞAR ÖZAY:

LATİF MUTLU: Türkiye’nin yapacağı ilk işlerden biri tüm özel eğitimi kapsayan bir özendirme ve tesvik sistemleri getirmeli, özel kişi ve kuruluşların üniversite kurmasına izin vermelidir. Mecburi temel eğitim dışındaki eğitim kurumları paralı hale getirilmeli.

YAŞAR ÖZAY:

LATİF MUTLU: Amerika, Rusya ve Japonya’da yüksek öğretim paralıdır. Çin’deki 3000 den fazla üniversitenin 627’si paralı hale getirilmiştir. 2000 yılına kadar tüm üniversite ve yükseköğretim paralı olacak şekilde bir plan yapılmıştır.

Son olarak, İngiltere için bir örnek verelim, eğitim de reform yapmayı vaad ederek, iktidara gelen İşçi Partisi, şimdi de diğer ülkelerle rekabet edebilecek, çagı kavrayan yetenekli gençler yetiştirmek amacı ile üniversiteyi paralı getirecek programlar hazırlandığını İngiliz basınından öğreniyoruz.

Yetenekli ve başarılı öğrenciler için burs, isteyenler için - kredi sistemi örnek aldığımız bu ülkelerde etkili bir şekilde işlemektedir.

YAŞAR ÖZAY:

LATİF MUTLU: Mecburi eğitimin 8 yıla çıkarılması yirmi yıl gecikmiş olmakla beraber çok yararlı ve vazgeçilmez bir olgudur.

Türk toplumunun ortalama okula devam etme yaşı 3,7 olarak hesap edilmektedir. Yani, daha ilkokul mezunu bile değiliz.

Mecburi eğitimin sekiz yıla çıkarılması ile iki milyon çocuğumuz üç yıl daha eğitim görecektir.
LATİF MUTLU
2.09.1997