Yök'ü Kim İstemiyor

geri dön

Kimler istemiyor ki:

Lise son sınıf öğrencileri istemiyor;    Çünkü; ÖSS’nin kendilerine üniversiteye geçişte bir engel oluşturduğuna inanıyorlar.  Gençlerimiz iyi aydınlatılmadığı için ÖSS olmazsa üniversiteye kolayca gireceğini sanıyor.  Bu nedenle “YÖK”e hayır diyorlar.

Lisede çocuğu olan iki milyondan fazla aile de aynı gerekçe ile YÖK’ü ve ÖSS’yi istemiyorlar;  Devlet daha fazla kaynak ayırsın, ÖSS’yi kaldırsın, diyorlar.  Velilerimiz devletin gelirinin %15’ini Eğitime ayırdığını ve bu oranın AB ortalamasından yüksek olduğunu bilmedikleri için daha fazla para istiyorlar.  Devletimizin geliri çok az olduğu için, eğitime yüksek oranda para ayrıldığı halde, kamu bütçesinden eğitime ayrılan para yılda 100 doları bile geçmiyor.  AB ortalaması 1000 dolar.

Bu nedenle, yani devletin fakirliği nedeni ile, devlet eğitim talebine cevap veremiyor.  Böylece genel eğitim düzeyimiz giderek geriliyor ve biz kalkınmamızı sürdüremiyoruz.  AB’yi yakalama çabımız sonuç vermiyor. 

Üniversite öğretim üyeleri de YÖK’e karşı

Çünkü kanun, sıkıyönetim yasasının bazı maddelerinin paralelinde sert hükümler taşıyor.

12 Eylül’den sonra üniversiteleri adam etmek amacıyla, Prof. Dr. İhsan Doğramacı, Prof. Dr. Gürol Ataman ve Prof. Dr. Kemal Karahan’a hazırlatılan 2547 sayılı yükseköğretim kanununun asıl amacı, bozulan disiplini sağlamaktı.  Bu nedenle öğretim üyeleri adeta vesayet altına alınıyordu.  Dernek kurma ve derneklere üye olmaları yasaklanmıştı.  Uygulamada en çok eleştirilen maddeleri, kademe yükseltme ve atama ile ilgili olanları idi.  Pekçok kez değişikliğe uğradığı halde, hala kimseyi memnun edecek bir düzeye gelmedi.

Başka bir yönden bakılırsa öğretim üyeleri arasındaki rekabet ve çekişme, rektör seçimi yüzünden çıkıyor. Rektör olmak isteyenler üniversite içinde gruplara ayrılarak taraftar kazanmak için politika yapmakta ve kırgınlıklara varan, sert çekişmelere girmektedirler.   Rektörler ABD’de olduğu gibi, mütevelli heyetçe secilmelidir.

Bu yasanın üniversite özerkliğini ortadan kaldırdığını ileri sürenler varsa da, uygarlık yolundaki ilkeleri koruduğu için daima yararlı olduğu yadsınamaz.

Üniversite öğrencileri de YÖK’ü istemiyor. 

Parasız yükseköğretim ve disiplin cezalarının hafifletilmesini istiyorlar.

Basın’da YÖK’e karşı:  Genelde öğretim üyelerinden gelen yakınmalar köşe yazarları tarafından ciddiye alınarak “YÖK” eleştirilmektedir.  Ayrıca, “YÖK” ile ilgili haberler iyi araştırılmadan yansıtılmakta olduğundan olaylar çözümsüz kalmaktadır.  Basınımız “YÖK”ü anlamaya çalışmalı.

Politikacılar da “YÖK” e karşı:

Siyasi partiler dayandıkları seçmen kitlesinin görüşüne uygun hareket ederek “YÖK”ü eleştirmekte ve iktidara gelir gelmez onu değiştireceklerini önceden açıklamaktadırlar.

AKP iktidarı Seçim Beyannemesinde, “YÖK”ün, üniversiteler arasında koordinasyonu sağlayan, standartları belirleyen, bir yapıya kavuşturulacağını ve böylece üniversitelerin idari ve akademik özerkliğe kavuşturulacağını kamu oyuna açıklamıştı.

Aynı sözler, aynı cümlelerle AKP hükümet programında da yer verilmişti.

Bugün Milli Eğitim Bakanlığı “YÖK” yasasını değiştirirken, temelde iki kanuyu gözönünde tutmaktadır.  Birincisi, İmam Hatip Liselilerin önündeki engeli kaldırarak, kolayca üniversiteye geçişlerini sağlamak, ikincisi de üniversitelere türbanı sokmaktır.

Meslek Lisesi mezunlarının üniversitelerin, akademik eğitim veren bölümlerine girişlerini zorlaştıran (ÖSS) uygulamasının başladığı tarihten sonra İmam Hatip Liselerine rağbet azalınca Atatürk döneminde, 1930 da olduğu gibi, İmam Hatip Liseleri kendiliğinden kapanmaktadır.  2000 yılında 4, 2001 yılında 42, 2003 yılında da 22 İmam Hatip Lisesi kendiliğinden kapanmıştır. Öğrenci sayıları da hızla düşmektedir:

  İmam Hatip Lisesi Öğrenci Sayısı
 

601

192.727*
1999-2000 604 134.224
2000-2001 600 95.718
2001-2002 558 71.585
2002-2003 536 71.100

*(ayrıca 318.775 İmam Hatip Orta Okulu öğrencisi vardı)

Bu da gösteriyor ki, İmam Hatip Liselerini tercih eden öğrencilerimiz, din adamı olmak için değil, bu okulların daha donanımlı ve sınıf mevcudunun azlığı nedeniyle daha iyi bir eğitim verdiği için tercih ettikleri anlaşılıyor.

YÖK, kanunda yapılmak istenen değişiklik, hiç bir sorunumuzu çözemiyecektir.

  • Her yıl üniversite kapısından çevrilen bir milyon gence eğitim olanağı vermeyecektir.

 

  • Lise öğrencilerinin şikayetleri devam edecek, veliler daha çok endişe edecektir.
  • Düşük olan okullaşma oranları yükseltmeyecektir.

 

  • Basında yükseköğretimle ilgili olumsuz haberler daha çoğalacaktır.
  • Eğitimi içinde bulunduğu mali sıkıntıdan kurtaramayacaktır.

 

  • Öğretmen açığını da kapatmyacaktır.

Komşularımızdan daha zayıf duruma düşen eğitim sistemimiz, daha da kötüleşecek, kalkınma yarışında ki çabamız yine sonuçsuz kalacaktır. Atılacak her adımın çağın gereğine uygun, yeterli ve kaliteli eğitimi sağlama yönünde olmalıdır.

LATİF MUTLU
Bilgi Üniversitesi Kurucusu
ve Vakıf Başkanı

7.07.2003