Yükseköğretim Yasası nasıl değişecek

geri dön

     Yükseköğretim yasasının seçimlerden sonra değiştirileceği söylendi. Ama gerekçesi söylenmedi. Bugüne kadar yapılan 30 dan fazla değişikliğin huzuru sağlamadığı ve hiçbir kesimi memnun etmediğini yirmi yıldan beri yaşayarak görmekteyiz.

YÖK yasasından memnun olmayanları söyle tanımlayabiliriz.

  • Lise öğrencileri memnun değil; ÖSS,gördüğü eğitimle uyumlu değil. Bu nedenle lise eğitimi yanında     birde dershaneye gitme zorunda bırakılıyor. Katlandığı zahmetler ve sarf ettiği büyük paralara     karşın yükseköğrenime girme şansı 1/5 den fazla değil.
  • Öğretim elemanları; Özlük işleri, meslekte ilerleme koşullarından yakınmaktadırlar.
  • Öğrenciler; Kalabalık sınıflar, ağır disiplin cezaları, bilimsel tatminsizlik. İçinde bulunuyorlar.
  • Mezunlar; gördükleri eğitime uygun ve uzmanlıkları ile ilgili iş bulamadıklarından yakınmaktadırlar.
  • Basın ; Yasadan ve uygulanmasından memnun olmayan öğretim elemanlarının sızlanmalarını yansıtan yazı ve yorumlar basında sıkça yer almakta ve köşe yazarları da bu eleştirilere katkılarda bulunmaktadırlar.

         Sıraladığımız bu hoşnutsuzlukların temelde müşterek olan iki nedeni var; Birincisi parasızlık, İkincisi rektör seçimlerinde yaşanan çekişmeli rekabetin geriye bıraktığı kırgınlık ve öç alma duyguları ve yayılan olumsuz dedikodulardır.

         Devletimiz gelirinin %15’ini ayırmakta; kişi başına 100 dolar düşmektedir. AB ülkeleri ortalama olarak, gelirlerinin %12 kadarını eğitime ayırırken kişi başına 1200 dolardan fazla harcama yapmaktadırlar. Nüfusları yaklaşık bizim kadar olan, Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya’nın eğitime ayırdıkları para, bizim genel bütçemizin toplamından da fazladır. Bu baş döndürücü açığı kapatmadıkça AB ülkeleri ayarında bir eğitim vermemiz ve onların uygarlık düzeyine ulaşmamız ve kalkınmamız olası görünmüyor. Yükseköğretime kaynak, ABD, UK, Çin ve Japonya’da olduğu gibi ancak, oto finansman yoluyla sağlanabilir.

         Çekişmelerin ve sıkıntılıların kaynağı olan rektör seçimi de ABD’de olduğu gibi mütevelli heyet tarafından seçilerek verimlilik ve gelişme yönünde adımlar atılabilir.

         Önceleri rektörler, Bakan tarafından atanıyordu. Gelen üzerine öğretim üyeleri aralarında bir istekliyi seçmelerini öngören bir sistem getirildi. Birden fazla istekli çıkınca rekabet hızlandı, üniversiteler siyasi rekabet ortamına çekildi. Bunun da iyi sonuş vermediği görüldüğünden, Seçim ve atamayı bir sistem denenmeye başlandı. Bu işleri daha karıştırdı. YÖK Başkanı ve Cumhurbaşkanı da eleştirildi.